15 Nisan 1956 tarihinde Vakıfların Kıbrıs Türk Halkına devrini belgeleyen tören.

Platformun gerekçesi

  • Vakıf mülkiyet haklarına sahip çıkılmadığı taktirde,
  • Kıbrıs Türk Halkının ada genelindeki özel mülkiyet payı %16.8 oranına düşecek
  • Kıbrıs Türk Devletinin toprak payı %21.8 oranında kabul edilecek.
  • 114,000’e ulaşacak göç dalgası yaratılacak.

“Evkaf mücadelemiz 75 seneden beri nesilden nesile devam etmiştir. Bu zaferi kazanmak bahtiyarlığı bizim neslimize nasip olmuştur. Bununla beraber Evkaf müessesesinden halkımız için beklediğimiz tam randımanı almak, belki de bizim çocuklarımıza nasip olacaktır.”

Dr. Fazlı Küçük
Evkaf Yüksek Başkanı

  • Vakıflar İdaresi Kıbrıs Türk Halkının mücadele tarihinin odak noktasında yer almıştır.
  • Vakıflara ait taşınmaz mal kaynakları Kıbrıs Türk Halkının ada genelindeki toprak varlığı için hayati önem arzetmektedir.
  • Kıbrıs Türk Halkının baskı altında olduğu dönemlerde, sosyal görevlerine ilaveten, Vakıflar İdaresi toplum adına geliştirdiği iktisadi-sosyal projelerle toplumun ayakta kalmasına önemli katkı sağlamıştır.
  • Bu bağlamda, ilk turizm yatırımı, ilk tarımsal işletme, ilk sosyal konut, ilk işyeri merkezi, ilk hafif sanayi teşebbüsü Kıbrıs Türk Halkı adına Vakıflar İdaresi tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

Vakıflar Platformu’nun Gerekçesi

  • Toprak ve mülkiyet Kıbrıs sorununun en önemli konu başlıkları arasında yer almaktadır. Kıbrıs Türk Halkı için arzettiği toplumsal öneme rağmen ulusal toprak ve mülkiyet politikası oluşturulmamıştır. Siyasi irade ve Vakıflar İdaresi Kıbrıs Türk Halkının toprak ve mülkiyet haklarını koruma kapasitesini kaybetmiş bulunmaktadır.
  • Vakıflar, ada genelinde ve uluslara arası platformda güçlü hukuki bir zemine sahiptir. Bu bağlamda, Vakıflara ait mülkiyet ve tazminat hakları ada genelinde ve uluslararası platformda tanınmış dört hukuki belge temelinde teyit edilmektedir. Sözkonusu hukuki belgeler “Kıbrıs Yasaları”, “Kıbrıs Anayasası”, “Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Antlaşması” ve “Uluslararası Antlaşmalar”dan oluşmaktadır.
  • 1878 tarihinden itibaren işgal edilmiş vakıflar ile 1958 yılından itibaren zarara uğratılmış özel mülkiyet haklarına sahip çıkılmadığı takdirde, ilk etapta pilot dava olarak belirlenmiş Kapalı Maraş tazminat ödemeleri ile birlikte işgalci Rumlara kaybedilecek, yaratılacak domino etkisi ile ada genelindeki vakıf emlak heba edilmiş olacak ve bunun sonucunda muhtemel bir siyasi anlaşmada Kıbrıs Türk Halkının ada genelindeki özel mülkiyet payı %16.8 oranına, Kıbrıs Türk Devletinin toprak payı %21.8
    oranına düşecek ve 114,000’e ulaşacak göç dalgası yaratılacaktır. 2000 yılı itibarıyla yapılan çalışmalarda, Vakıflara ait toprakların ada geneline oranı %12 olarak tespit edilmiştir. Bu rakam kısmi bir tespit olup nihai rakamın tespit edilebilmesi için Kıbrıs ve yabancı ülke arşivlerinde ilave çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu kısmi rakam Kıbrıs Türk Halkının ada genelindeki özel mülkiyet payını %16.8 oranından % 28.8 oranına yükseltmektedir. Bu rakama devlet payı olan kamu alanları ilave edilmek suretiyle % 28.8 rakamının üzerine çıkılır.
  • Kıbrıs hukuk sisteminde yer alan temel hükümlere ve uluslararası antlaşmalara rağmen 1878-1960 sömürge idaresi dönemi ile 1960-1974 Cumhuriyet döneminde, Kıbrıs tarihinin en büyük emlak yağması gerçekleştirilmiştir. Kıbrıslı Rumlar tarafından hukuk kurallarına aykırı bir şekilde işgal edilmiş Vakıflardan kaynaklanan mülkiyet ve tazminat hakları Kıbrıslı Rumların AİHM sürecindeki iade ve tazminat taleplerini aşmaktadır.
  • Rum Yönetimi’nin AİHM ve AB üzerinden yürüttüğü plan kapsamında öncelikle Kapalı Maraş’ı almak istediği, buna bağlı olarak yaratılacak domino etkisi ile ada genelinde gaspedilmiş Vakıf taşınmaz malların tasarrufunu sağlamlaştırmayı amaçladığı, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yüklü tazminat davaları açmayı planladığı ve son aşamada Türkiye Cumhuriyetini bir soykırım suçlaması ile baskı altına alma girişimi başlatacağı anlaşılmaktadır.
  • Vakıf mülkiyet haklarına sahip çıkılması halinde Kıbrıslı Rumların Türkiye aleyhinde AİHM’deki girişimleri durdurulmuş olacak, Türkiye aleyhindeki tazminat ödemeleri ortadan kalkacak, işgal edilmiş Vakıfların iade edilmesi ile birlikte Kıbrıs Türk Halkı adına önemli oranda toprak ve tazminat hakkı oluşacak ve muhtemel bir siyasi çözümde Kıbrıs Türk Halkının tazminat ve göç sorunu ortadan kalkmış olacaktır. Ayrıca, uluslar arası platformda veya ada genelinde ortaya çıkacak muhtemel hukuki bir süreçte ve anlaşmazlıkta Kıbrıs Türk Halkının mülkiyet ve tazminat hakları korunacak, ilaveten pazarlık gücümüz yükseltilmiş olacaktır.
  • Yukardaki anlatım çerçevesinde, Platformun temel amacı stratejik bir politika değişikliği ve hukuk ilkeleri temelinde, AİHM süreci ve bu süreç çerçevesinde tek taraflı bir şekilde oluşturulmuş “Mal Tazmin Mekanizması”ndan kaynaklanan sorunları bertaraf etmek; Kıbrıslı Rumlar tarafından işgal edilmiş Vakıfların tazminat ödemeleri ile birlikte iadelerini sağlamak ve 1958-1974 döneminde özel ve toplumsal haklara yapılan zararları tespit etmek suretiyle, Kıbrıs Türk Halkının ada genelindeki
    toprak, mülkiyet ve tazminat haklarını korumaktır.